filozof

Yapay Zeka ve Felsefe

Yapay zeka ve felsefe ilişkisi üzerine düşünürken eposta kutuma Ussal Şahbaz’ın Global İşler blogunda yazdığı son makalesi düştü. Yazının bir bölümünde Paypal’in kurucu ortaklarından Peter Thiel’ın şu sözünü alıntılamış: “Yapay zeka ile önümüzdeki yıllarda sözel beceriler sayısal becerilere göre daha değerli olacak!”

Sonrasında da Citigroup tarafından Mayıs ayında yayımlanan raporda da benzer bulgular olduğuna değinmiş. Citigroup’a göre yapay zeka çağında en çok gerekecek beceriler: iletişim, duygusal zeka, empati, insan insana ilişkiler ve uyum sağlayabilme.

Yeni dünyada gerekli olan tüm bu becerilerin, oluşturduğum felsefi benzerlik tasarımıyla da örtüştüğünü fark ettim. Antik dönem filozoflarından Aristoteles, insanın doğası ve etkileşimleri üzerine düşünmüştü. Onun insan doğası hakkındaki görüşleri, iletişimin önemini vurgular ve duygusal zekanın insan ilişkilerindeki rolünü anlamak için değerlidir. Sokrates ise bir nevi insanların birbirlerini anlaması ve empati kurması üzerine odaklanmıyor muydu? Platon‘a dönersek, “Devlet” eserinde, ideal bir toplumda iletişim, duygusal zeka, empati ve insan ilişkilerinin nasıl işlediğine dair bir model sunmuyor muydu bize? Belki de felsefi bakış açısı, yapay zekanın insan toplumundaki rolünü anlamamıza yardımcı olabilir.

Sokrates, Platon ve Yapay Zeka

Sokrates yöntem ve söylemleriyle halkın bir kesimini karşısına almıştı. Seveni kadar, geçmiş kalıplarından kurtulamayan, sevmeyeni de fazlasıyla vardı. Bu sebeple gençlerin ahlakını bozma suçundan da idam edildi. Şimdi neye karşı insanlar bu şekilde kutuplaştı? Neyden tedirgin oluyorlar?

Sokratik felsefe ve yapay zeka arasında bir benzerlik kurulabileceğimizi düşünüyorum. Sokrates’in sokratik yöntem olarak bilinen sorgulama yaklaşımı, sorular sorarak ve tartışarak bilgiye ulaşmaya odaklanır. Benzer şekilde, yapay zeka da veri analizi ve öğrenme yoluyla bilgi edinir, algoritmalar aracılığıyla sorulara cevap bulmaya çalışır. Hem Sokrates hem de yapay zeka, araçları farklı olsa da bilgi edinme süreçlerinde aktif bir sorgulama yaklaşımını paylaşır, Sokrates insan etkileşimiyle, yapay zeka ise veri ve algoritmalarla bunu sağlar. Sonunda da arı bilgiye ulaşılır. Ulaşılan bu bilgi Sokrates’e göre özünde erdemdir. Ona göre, insanlar doğru bilgiye sahip olduklarında, erdemi ve doğru davranışları bulabilirler.  Anlamlı ve mutlu bir hayat ancak bilgiyle olabilir.

Aynı zamanda sokratik düşüncede “daimon” kavramı, bir tür içsel rehber veya kılavuz olarak karşımıza çıkar. Sokrates, daimon aracılığıyla aldığı içsel uyarıları ve yönlendirmeleri önemserdi. Benzer bir perspektifle, yapay zeka sistemleri de belirli algoritmalar aracılığıyla içsel rehberlik sağlar. Yapay zeka, örneğin öneri sistemleriyle kullanıcılara yönlendirmelerde bulunabilir, bu da bir tür “daimon” benzerliği oluşturabilir.

Peki ya Platon?

Platon’un mağara alegorisini hatırlıyor musunuz? Ona göre bazı insanlar bir mağarada zincirlenmişlerdi ve bu insanlar yalnızca karşılarındaki taştan duvarı görebiliyorlardı. Doğuştan bu mağarada bulunan zincirli insanlar sadece mağaranın girişinden yansıyan nesnelerin duvara vuran gölgelerini gördükleri için onların gerçekliği, sınırlı bir şekilde tanımlanan, bu karanlık boşluktan ibaretti. Ancak günün birinde bir bilge, gerçek bilgiye ve gerçekliğe doğru bir yolculuğa çıkarak bu sınırlı algıyı aşar. Zincirlerinden kurtulur ve mağarayı terk eder. Mağarayı terk eden bu insan dışarıda yeni bir gerçeklik ile tanışır ve duvarda gördüğü korkutucu gölgelerin gerçek olmadığını, ateş sayesinde duvara yansıyan gölgeler olduğunu fark eder. Ama mağaradaki arkadaşlarını yeni gerçekliğe inandıramaz.  Buradan da anlayacağımız gibi Platon’a göre iki farklı dünya vardır. Biri gerçekliğin dünyası, diğeri ise o dünyadan etkilenen, o dünyadan gelen karanlık yansımaları içeren gölgeler ve metaforlar dünyasıdır. Aslında mağara alegorisi bize Platon’un idealar kavramını anlatmaktadır.

Bir başka açıdan idealar kavramını açıklamak gerekirse, “ağaç” deyince hepimizin kafasında bir ağaç canlanır. Ama bu canlanma kişiden kişiye göre farklılaşabilir. Ancak bu bilgi hepimizin zihninde bulunan ağaç ideasından tetiklenir. Zihnimizda ağaç için kavramsal bir rehber bulunur Platon’a göre. “Ağaç”, “insan” ya da “dostluk” gibi idealar görünüşte gördüğümüz şeyin, yaşadığımız deneyimin gerçekliğine rehberlik eder. Bu idealar dünyası geçmişten beri, en baştan var olan, insanların üretmediği kavramları ifade eder.

İdealar kavramı gerçeklikten türeyen evrensel, değişmez gerçeklikleri temsil ederken, yapay zeka da öğrendiği kalıpları genelleştirerek evrensel kuralları anlamaya ve uygulamaya çalışabilir. İkisi de sınırlı bir başlangıçtan başlayarak daha geniş bir gerçeklik anlayışına doğru ilerlemeye odaklanır.

Yapay zeka da mağara alegorisinde olduğu gibi, veri ve algoritmalar aracılığıyla sınırlı bir bilgi setiyle yolculuğuna başlar, onun da dünyası en baştan bundan ibarettir. Ama sonrasında eğitildiği veri setinden sürekli öğrenerek daha geniş bir gerçeklik anlayışına ulaşmaya çalışır ve çıktı kalitesini sürekli iyileştirir. Bu sayede en doğru ve en gerçek bilgiye bizi yaklaştırmaya çalışırz.

Peki bu yeni dünyada, mağaradan bizi dışarı çıkartabilecek, gerçekliği kavramımızı sağlayacak, bize doğru bilgiye erişme cesareti verecek ve bize mağara duvarına yansıyanların sadece gölge olduğunu aktaracak araç yapay zeka olabilir mi?

Kaynaklar:

  1. https://www.globalisler.com/p/global-isler-202421
  2. https://www.citigroup.com/global/insights/citigps/what-machines-can-t-master
  3. https://uskudar.edu.tr/pozitif-psikoloji/duygusal-zeka
  4. https://tr.wikipedia.org/wiki/Ma%C4%9Fara_alegorisi
  5. https://acikerisim.uludag.edu.tr/server/api/core/bitstreams/26165e90-d438-43c9-bfd8-d4a1179a35e0/content#:~:text=Platon%2C%20bilgi%20(episteme)%20ile,varl%C4%B1klar%C4%B1%20idealardan%20pay%20almalar%C4%B1na%20ba%C4%9Fl%C4%B1d%C4%B1r.
  6. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1270270#:~:text=Dolay%C4%B1s%C4%B1yla%20Platon’a%20g%C3%B6re%20iki,olan%20g%C3%B6lgeler%20ve%20metaforlar%20d%C3%BCnyas%C4%B1d%C4%B1r.